tesettür ve balkanlar konusu

tesettür ve balkanlar konusu

 süre sonra VMRO’nun da VMOK saflarına katılmasıyla isyan çevreil^ Ancak, Osmanh İmparatorluğu gereken önlemleri almasıyla isyan ço|(f. yümeden kısa sürede bastırılır.Blagoevgrad isyanın bastırılmasına rağmen VMRO ve VMOK ani3ç|jj| ulaşırlar ve Makedonya konusunu Avrupa’nın gündemine taşırlar. Avruj/ büyük güçleri, başta Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Rusy, mak üzere, BabIâli’den bölgede yeni ıslahatların yapılmasını talep ederi,; Böylece Ferdinand’in özerklik beklentisi, Rusya’nın ve Avusturya-Macanstij împaratorluğu’nun Balkanlarda Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan ve Osmaniı İmparatorluğu’nun her biri arasında çıkabilecek olası bir geniş çaplı çatışıp yı önlemek kaygısı yüzünden gerçekleşmez. Hatta Rusya'nın baskısı yüzünde Stoyan Danev başkanlığındaki kabine VMOK’u dağıtır, VMRO’ya silahyardınıj durdurur, yönetimdeki ve askeriyedeki VMRO yanlılarını görevden uzaklaşurj ve isyanda aktif rol alanları tutuklatır.
VMOK’un resmen dağıtılmasından sonra VMRO Makedonya'da inisiya® eline alır ve sivil-asker ayrımı gözetmeden Müslümanlara karşı giriştiği koıj tecilik faaliyetleriyle bölgeyi kan gölüne çevirir. îlk geniş çaplı isyan - İlinde. İsyanı - 2 Ağustos 1903 tarihinde Güneybatı Makedonya’da patlak verir. İkincisi ise - Preobrajenie İsyanı - 19 Ağustosta Edirne’de gerçekleşir. Çokgeçmedenis yanlar hemen hemen Trakya’nın ve Makedonya’nın tümüne yayılır. İlk günlenit isyancılar bazı bölgelerin kontrolünü ele geçirirler, hatta Kruşevo'dabircunılıt riyet ilan ederler. Ancak bir süre sonra Osmanh kuvvetleri katı önlemleralarai kontrolü tekrar ele geçirirler ve nihayet Ekim ayında isyanı tamamen bastınrk
Bulgaristan’ın kontrolü dışında ancak lojistik desteğiyle gerçekleştirilfi İlinden-Preobrajenie isyanları başarıya ulaşmasa bile tekrardan dış gûçlera müdahalesine neden olmuştur. Rusya ve Avusturya-Macaristan İmparatorlujıı.tesettür Makedonya’da yapılacak ıslahatları içeren ‘Mürzsteg Tasarısı'nı Osmıl İmparatorluğunun kabul etmesini sağlamalarına rağmen, hızla gerilejıt İmparatorluğun toprak bütünlüğünün korunmasından yana tavır almışlar« Makedonya’nın Osmanh toprağı olarak kalmasına karar vermişlerdir.
İlinden-Preobrajenie isyanları yüzünden kötüleşen Osmanlı-Bulgar ilişMeıi uzun görüşmeler sonrasında Nisan 1904’te imzalanan ikili anlaşma ile norm le dönmüştür. Anlaşmayla göre Osmanh İmparatorluğu, Makedonya’da ûzeriK
- greve başlarlar ve böylece ilişkiler daha da karmaşık bir hal alır.ç^. den, 22 Eylülde, Malinov Hükümeti, Bulgaristan topraklarındaki Şark \ Demiryollarına ait ve Osmanlı İmparatorluğunun da pay sahibi olduğ^\ yolu hatlarını millileştirdiğini açıklar ve olası Babıâli müdahalesine kj,****^ keri hazırlıklara girişir. İstanbul'da hüküm süren siyasi karışıklık ortae,*"’*! niyle Osmanlı İmparatorluğu, Bulgaristan’ın almış olduğu tek taraflı göz yummak zorunda kalır. Nihayet, Osmanlının bu pasifliğinden Ferdinand, 5 Ekim'de Bulgaristan’ın bağımsızlığını ilan eder. \
II. Meşrutiyetin ilanının yol açtığı kargaşa ortamında Osmanlı kjj|(jj Bulgaristan’ın bağımsızlığına giden sürecin önüne geçememiş ve 19 Nisa;,î tarihinde imzalanan Antlaşma ile 125.000.000 Frank karşılığında Şark ı! demiryollarındaki haklarından vazgeçmiş ve Bulgaristan’ın bağımsızlığını men tanımıştır.
Sonuç
93 Harbi sonucunda önce Ayastefanos Antlaşması ile fiilen, daha sonraferj. Antlaşması ile - toprakları önemli ölçüde küçültülerek - resmen'Prenslik4 rak siyasi hayatına başlayan Bulgaristan kısa sürede yapılanmış ve i sınırlarına ulaşmayı resmi devlet politikası haline getirmiştir. Bu ■ tuşunda harekete geçen Bulgaristan, 1885 yılında Doğu Rumeli vilayetini I» oldubitti ile topraklarına katmış ve Balkanların en büyük ulus'devleti'lıalia gelmiştir. Doğu Rumeli'nin ilhakından sonra içte siyasi istikran, dışta isen manla Rusya’nın desteğini tekrardan sağlayan Bulgaristan 1900’lüyıllaragefr diğinde Makedonya’yı isyanlar yoluyla topraklarına katmak istemiş fakatkışı ramamıştır. Takip eden yıllarda Makedonya’daki başarısızlık 1908’de bağısıı Bulgaristan Krallığının ilanıyla telafi edilmiş ve fiilen 1878’de Osmanlıtopraiti rından kopan Bulgaristan hukuken de İmparatorluktan ayrılmıştır.
KAYNAKÇA
Adanır, Fikret, Makedonya Sorunu, İstanbul, 2001.
Aydın, Mahir, Osmanlı Eyaletinden Üçüncü Bulgar Çarlığına, İstanbul, 199b Brovvn, Cari, İmparatorluk Mirası Balkanlar'da ve Ortadoğu'da OsmanlıM^^ İstanbul, 2003.
Carter V. Findley, Bureaucratic Reform in the Ottoman Empire: theSublimi^^ 1789-1922, Princeton, 1980.
Castellan, Georges, Balkanların Tarihi, İstanbul, 1995.
BALKANLAR EL KİTABI İ525
Constant, Stephen, Foxy Ferdinand: Tsar of Bulgaha, Nevv York, 1980.
Crampton, Richard J., A Short History ofBulgaria, London, 1987
..,Bulgaria 1878-1918: A History, Nevv Yorkl983
Davison, H. Roderic, Osmanlı Türk Tarihi (1774-1923), İstanbul, 2004.
İnalcık, Halil - Donald Quataert (yay.). An Economic and Social History of the Ottoman Empire (1300-1914), London, 1994.
lelavich, Charles & Barbara, The Establishment of the Balkan National States (1804-1920), Seattie, 1977.
Karal, Enver Z., Osmanlı Tarihi, Cilt Vlll, Birinci Meşrutiyet ve İstibdat Devirleri (1876-1907), Ankara, 2000.
Karpat, Kemal, Balkanlar'da Osmanlı Mirası ve Ulusçuluk, Ankara, 2004.
Lewis, Bernard, Modern Türkiye'nin Doğuşu, Ankara, 2000.
Mantran, Robert, Osmanlı İmparatorluğu Tarihi 11/XIX. Yüzyılın Başlarından Yıkılışına, İstanbul, 2001.
Oğuz, Süleyman, Osmanlı Vilayet İdaresi ve Doğu Rumeli Vilayeti (1878-1885), Ankara, 1986.
Ortaylı, llber, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı, İstanbul, 2000.
Özcan, Gencer - Kemali Saybaşılı (yay.). Yeni Balkanlar, Eski Sorunlar, İstanbul, 1997.
Perry, Duncan, Stefan Stambolov and the Emergence of Modern Bulgaria (1870-1895), Durham, 1993.
Poulton, Hugh, Balkanlar: Çatışan Azınlıklar, Çatışan Devletler, İstanbul, 1993.
Sander, Oral, Anka'nın Yükselişi ve Düşüşü, Ankara, 2000.
Statelova, Elena ve Stoiço Gnnçarov, İstoriya na Nova Bılgaria (1878-1944), Sofiya, 1999.
Todorov, Nikolay, Bulgaristan Tarihi, İstanbul, 1979.
Tunçay, Mete, Osmanlı İmparatorluğu'nda Sosyalizm ve Milliyetçilik (1876-1923), İstanbul, 2000.
HABSBURG İDARESİNDE BOSNA VE BOŞNAKLARI
Doç. Dr. Osman Karatay Ege Üniversitesi
Berlin Antlaşması’na göre (1878) Bosna’nın Avusturya-Macaristan tarafından ilhak edileceği haberinin Bosna’ya ulaşması ve Türk idaresinin bunu doğrulayıp geri çekilme hazırlıklarına başlamasıyla, Bosna’daki tepkilerin ayyuka çıkması eşzamanlı oldu. Habsburglara idarenin devri sonuçta işgal ile yapılacaktı. Bunu öngören Boşnaklar bir taraftan geçici bir milli hükümet kurdular, bir taraftan da silahlı direnişe başladılar. Smail Haki Selmanovic komutasındaki Boşnak birlikleri, 82 bin asker ile ülkeye giren Habsburg güçlerini hayli uğraştırdı. Sürekli takviye ile Avusturya-Macaristan güçlerinin sayısı 200 bine ulaştı ve ancak üç ay boyunca 60 kadar savaş ve 6000 kadar kayıp verdikten sonra tam denetim sağlayabildiler. İşgali gerçekleştiren toplam asker sayısının ülkedeki yetişkin Boşnak erkeklerin toplam sayısıdan fazla olduğunu vurgulamalıyız.
İşgalin toplumsal boyutu çok önemliydi. Bosna 400 yaldır ait olduğu ve tam anlamda bütünleştiği Doğu medeniyetinden siyasi çerçeve itibariyle kopuyor ve Batı medeniyetinin o dönemdeki en önemli temsilcilerinden birisi olan Habsburg mülküne dahil oluyordu. Silahlı direniş başarısızlığa mahkum olsa da, Boşnakların ezici çoğunluğu bunu başta kabullenemediler ve çeşitli şekillerde tepkilerini dile getirdiler. Bunlardan birisi Türkiye’ye (Sancak, Makedonya, Trakya, Anadolu) göç idi. Müslümanlara yönelik bir baskı söz konusu olmadığı için, bu göçlerin sebebi tamamen fikrî idi. İlk beş yılda yaklaşık 8,000 kişinin Türkiye’ye gittiği hesaplanıyor.tesettür 1881 yılında mecburi askerliğin getirilmesi bunu hızlandırdı. 1883 yılında göç ve göçenlerin geri dönüşü yasaklandı. Boşalan yerlere de hemen Hırvatlar yerleştirildi. Sonuçta Boşnakların nüfusu sayısal olmasa da oransal olarak sürekli düştü. 1879 yılındaki sayımda nüfusları 448,613 (yüz-
Bu makale yazarın Mostar dergisinin 6. sayısında (Ağustos 2005) yayınlanan "Nemçe ile 40 Yıl” başlıklı makalesinden uyarlanmış ve aktarılmıştır.
de 38,73} idi. 1910 yılına gelindiğinde ise 612,137 Boşnak vardı an^L yüzde 32,25'e düşmüştü. Türkiye’ye göç edenlerin sayısı üzerine 7q arasında değerlendirmeler yapılır. Yaklaşık 100 bin kişinin göç mek durumundayız.
Bu esnada Viyana ile Budapeşte'nin Bosna üzerindeki mücadele çeker. Macarlar burasının tarihi olarak kendileriyle ilişkili olduğunu
rek Macaristan nüfuz bölgesine katılmasını isterken, Avusturya ve Habsburg sarayı burasının imparatorluk adına alındığını söyleyerek çıkıyordu. AvusturyalIlar Macar baskısını buraya sürekli Macar idareci^ dererek hafifletmeye çalıştılar. Yine de Bosna fiilen Budapeşte’den yönetin k geldi. *1»
Bu dönemde Boşnakların Habsburg idaresinden memnuniyetsizliği u., ölçüde Hırvatlarla geçimsizlikten kaynaklandı ve onunla temsil edildj fıı ilk işgal eden Avusturya-Macaristan ordularının komutanı Josip Filipovjt^ Hırvat idi ve uygulamalarında Viyana ile Budapeşte’nin siyasetinden Hırvat milliyetçiliğini yansıtıyordu. Nitekim Dışişleri Bakanı olan Macar ası| Andrâssy bunu dikkatle izledi ve ilk fırsatta onu görevden aldı. Hırvatiargjjji olarak Boşnakların 400 yıllık "Türk esaretinden" kurtuluşa ve kendileri ilebjj leşmelerine sevinmelerini ummuşlardı. Boşnak tarafında ise bu sözkonusuoi madiği gibi, Hırvatlara her yerde şiddetli tepki gösterildi. Üstelik Sırplarla apt şekilde işbirliği yapıldı (ki, onlar da Osmanlı yönetimini istiyorlardı]. Bu dunm Bosna'da Hırvatlığa fazla şans olmadığını gösterdi ve HırvatlaştırmasiyasetHiı. yük ölçüde yavaşladı.
Sırplarda ise durum farklıydı. Kaynağını Sırbistan’dan alan milliyetçiakımlaı Bosna Sırpları arasında revaçtaydı ve Viyana ile Belgrat arasında imzalananvı Belgrat'ın Bosna işlerine karışmaktan imtinasmı öngören antlaşmaya rağmeı etkileşim sürüyordu. Bu dönemde İstanbul'un Balkan siyasetinin Bosna'daki etnik topluluklara da yansıdığı görülmektedir. Abdülhamid Han, özelis Makedonya'da Bulgarlara karşı Sırpları desteklemiş ve karşı taraftan da müspet cevap almıştır. Bosna Sırpları hem bu durumdan olumlu etkilenmişlerdi,heınde güçlü bir Habsburg idaresine girmektense zaten yüzyıllardır dahil bulunduklan Osmanlı idaresinde kalmayı tercih ediyorlardı. Bu yüzden, daima Boşnaklaıla birlikte hareket ettiler. Ayrıca, Sırbistan'ın Bosna'yı daima Osmanlı toprağı olarak görmesini vurgulamamız gerekir.
İmparatorluğun maliye bakanı olarak 1882 yılında göreve gelen ve Bosna işlerini doğrudan yöneten Kâllay, Sırp etkisini kırmak amacıyla Boşnaklıkbito cini yükseltme (ve tabii Macaristan'a muhabbet aşılama] yönünde faaliyetle^' bulundu ise de, bu durum Sırp ve Hırvatların tepkisiyle sonuçlandı. Ayn«ıl^ Boşnaklar kendi var olan bilinçleri dışında bir fikir aşısına, nereden gelirse?''
5İn, muhalefet ediyorlardı. 1891 yılında yayınlanmaya başlayan BoSnjak gazetesi (ju konuda halkın sesi oldu.
Bu dönemde Bosna'da konuşulan dil için “ülkenin dili/yerel dil" veya •Soşnakça" {Bosanski, aslında Bosnaca demek) tabirleri kullanıldı. 1907 yılında Sırp ve Hırvat tarafların baskılarıyla bu kullanıma son verildi ve “Sırp-Hırvat diir tabiri benimsendi. Boşnak etnik varlığını kabullenemeyen sonraki dönemin Sırp ve Hırvat mefkurecileri bu yüzden Boşnaklığın Kâllay'ın eseri olduğunu, Boşnakların aslında Müslüman olmuş Sırp ve Hırvatlar olduklarını ileri sürerler. Halbuki, Boşnaklar Viyana-Budapeşte idaresine hep şüpheyle baktıkları gibi, Kâllay’dan çok önce, Osmanlılar bu topraklara gelmeden bile Boşnaklık vardı ve Boşnaklar kendi özgün dillerini konuşuyorlardı.
Halka dönük resmi işlemlerde ise Türkçe kullanıldı.tesettür Örneğin 1882-1892 yıllan arasındaki salnameler Türkçe yayınlandı. Resmi Vatan [1884 -1897) ve onu takip eden Rehber [1897-1902) gazeteleri Arap abecesiyle Türkçe yayınlandı. Bunun en önemli sebeplerinden birisi de Boşnakların Latin harflerini bilmemesi idi.
Budapeşte'de o kadar çok olmasa da, Viyana'da Bosna'da İslam'ın ortadan kaldırılması üzerine fikir beyan edenler az değildi. Ancak Katolik Viyana'nın Ortodoks Balkanlılarla da en az Müslümanlarla olduğu kadar geçimsizliği söz konusuydu ve Boşnaklığın karşı seçeneği Sırplıktı; bu ise ülkenin Rus doğal nüfuz bölgesi haline gelmesiydi. Bu bakımdan, kendilerinden bir zarar gelmeyecek Miislümanlar yeğleniyordu. Bu yüzden, Ruslara ve Ortodoks kilisesine şüpheyle jıaklaşan Habsburgların her iki başkenti de Müslümanların gönlünü fethetmek için gerekeni yapmaya özen gösterdi. Boşnaklar açısından da tatmin olmak için yeterli sebepler vardı. Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan ve Yunanistan'da "kalabilen" Miislümanlar çok kötü şartlarda yaşıyorlardı. Önemli bir kısmı öldürülmüş veya yerlerinden sürülmüştü. Nemçeliler [yerel dilde Nemac, çoğ. Nemcf) böyle bir şey yapmamışlardı. Türklerin geri dönüşünden ümitler kesildiği ölçüde Habsburg idaresine muhabbet artmaya başladı.
Aynca, oranlarının çok fazla olmamasına rağmen, Boşnaklar yerel yönetimde mutlak söz sahibiydiler. 1895 yılında 91 belediyenin 77'si Boşnaklarda idi. Bu durum büyük ölçüde Boşnakların şehirli olmasından kaynaklanıyordu. Oranlarının iyice azaldığı 1910 yılında bile şehirli nüfusun yüzde 50,76'sı Boşnak idi. Kırsal kesimde de Boşnaklar geleneksel olarak büyük toprak sahipleri sınıfım oluşturuyorlardı. Sürekli gerilemeye rağmen, 1910 yılında bile yanında azap tutan [kmet sahibi) 10,963 toprak sahibinden 9573'ü [yüzde 91,95) Boşnak idi. Kmet bulunmayan 4281 çiftliğin de 3073'ü [yüzde 70,2) Boşnakların ! idi. Öte yandan da, gelişmemiş ve tamamı devlet mülkünde olan sanayide işçi ! sınıfı içinde Boşnaklara pek rastlanmıyordu.tesettür