tesettür ve balkanlar konular
Adıyeke A Nükhet-Nuri Adıyeke, Kıbrıs Sorununun Anlaşılmasında Tarihsel Bir Örnek Olarak Girit'in Yunanistan'a Katılması, Ankara, 2002.Arnakis, George G. "The Role of Religion in the Development of Balkan Life and Politics since Eighteenth Century", B. ]elavich-C. Jelavich (Eds.). The Balkans in Transition, Berkeley & Los Angeles, 1963: 115-144.
Celiner, Ernest. Uluslar ve Ulusçuluk, (Çev. Büşra Ersanlı Behar- Günay Özdoğan), İstanbul, 1992.
Hobsbavvm, Eric J. Haydutlar, (Çev. Fatma Taşkent), İstanbul, 1990.
—, 1780'den Günümüze Milletler ver Milliyetçilik, "Program, Mit, Gerçeklik", (Çev. Osman Akınhay), İstanbul, 1995.
İpek, Nedim. "Rum İsyanı ve Sonrasında Türk-Yunan Nüfusu Meselesi", X///. Türk Tarih Kongresi, Ankara, 4-8 Ekim 1999, Kongreye Sunulan Bildiriler, III. Cilt-I. kısım, Ankara: 2002; 472
lelavich. Barbara. History of the Balkans (Eighteenth and Nineteenth Centuries), Vol. 1, Cambridge, London, New York: 1983.
lelavich, C. - B. Jelavich. The Establishment of the Balkan National States, 1804-1920, Seattie-London: 1986.
lüral, Enver Ziya. Osmanh Tarihi, Cilt V,VII, 5. baskı, Ankara, 1988.
496| balkanlar EL KİTABI
Kitromilides, Paschalis M. " 'Imagined Communities’ and the National Question in the Balkans", European History QuQn 2, 1989: 149-194.
Kofos, Evangeios. "Dilemmas and Orientations of Greek Poljcy j 1878-1886" Balkan Studies, 21/1, 1980: 45-53.
Kondis, Basil "Aspects of the National Movements of Serbia, Greece in the Nineteenth Century.” Balkanica, No. VII, 1976:139-lsı Koyuncu, Aşkın. Bulgar Eksarhlığı, Çanakkale 18 Mart Ün,, Sos j Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Çanakkale, 1998.
Mccarthy, Justin. Ölüm ve Sürgün, Osmanlı Müslümanlarma Karşı yînitji Olarak Temizleme İşlemi, 1821-1922, (Çev. Bilge Umar), İstanbul:
---, "Muslims in Ottoman Europe: Population from 1800 to 1912",Notio,,
Papers, vol. 28, No. 1, 2000: 29-43.
Millas, Herkül. Yunan Ulusunun Doğuşu, İstanbul, 1999.
Pantazopoulos, N.J. Church and Law in the Balkan Peninsula During TlıeO^ Rule, Thessaloniki, 1967.
Ortaylı, İlber. "Balkanlar’da Milliyetçilik", Tanzimat'tan Cumhuriyete Ansiklopedisi, İstanbul: 1985: 1026-1031.
..., "Formation of National Identity among Balkan Peoples”, Intemıtio^
Journal of Turkish Studies, No. 1,1993: 43-50.
----, "Balkan Milliyetçiliği", Türkiye Günlüğü, Sayı 36,1995: 5-10.
----, "Osmanlı İmparatorluğu'nda Milliyetçilik (En Kalıcı Miras)'';MTıirlî«i
Kongresi, Ankara 4-8 Ekim 1999, Kongreye Sunulan Bildiriler, I.Cilt,tafar, 2002: 23-39.
Popovic, Aleksandre. Balkanlarda İslâm, (Çev. Komisyon), İstanbul, 1986. Roudometof, Victor. "From Rum Millet to Greek Nation; EnlighteiK Secularization, and National Identity in Ottoman Balkan Society,® 1821" Journal of Modern Greek Studies, Vol.16,1998; 11-48.
...., "Invented Traditions, Symbolic Boundaries, and National İdenStj:
Southeastern Europe: Historical Perspective (1830-1880)" EûstEıınfK Quarterly, XXXII, No. 4,1999: 429-468.
Sofuoğlu, Adnan. Fener Rum Patrikhanesi ve Siyasi Faaliyetleri, İstanbulin Sonyel, Salâhi R. "Yunan Ayaklanması Günlerinde Mora'daki TürklerNasılb Edildiler?", Belleten, LXlI/233,1998:107-120.
Stavrianos, L. S. "Antecedents to the Balkan Revolutions of the Ninet#-Century" The Journal of Modern History, Vol. 29, No. 4,1957; 335-318.
Rusya’nın önüne engeller konulması gündeme gelir. Böylelikle B • likte Eflak ve Boğdan memleketleri batı politikasının enstrüman^ Anlaşmasında yer alırlar. Boğazlar Rus gemilerini, Eflak ve Boğda^ birliklerinin işgallerini önleyecek tamponlardır. Zira Memleketeynj'^\* Abdülmecid’in Rusya’ya savaş ilanı deklarasyonunda da belirttiği rafından"... çeşitli bahanelerle aralık aralık asker çıkardığı sahipsiz\,if^^ görülmektedir.
Paris Anlaşmasına ilk bakıldığı zaman anlaşma sanki OsmanlıDevi içinde yer aldığı bir ittifak savaşı gibi değil de Eflak ve Boğdan içinyapj\ görünmektedir. Çünkü anlaşma maddelerinin yarıdan fazlası Eflak ve Tuna’ya ilişkin düzenlemelerden oluşur. Fransa öncülüğündeki batı bij. ! ve Boğdan’ın özerkleşmelerinin önünü 1856 Paris Barış Anlaşması Hj ^ olur.
Her iki memlekette kaymakamların denetimi altında divanlar Ve bu divanlar memleketlerin yeni düzenlerinin yasal zeminini oluştu^^' Divanlarda küçük muhalefete rağmen birleşme yanlıları daha gıiçli ıju,"* dadırlar. Uluslar arası eğilim de bu yöndedir. 1858 Paris Anlaşması Konferansı bu eğilimi belirgin biçimde ortaya çıkarır. 1856'da telaffiı;(|^ birleşme artık batı kamuoyunun ortak düşüncesi biçiminde BabIali'nin de durmaktadır. Ancak yine de birleşmeyi Osmanlı Devleti'ne kabul kolay olmaz. Birleşme ancak bir seçim oldubittisi ile mümkün olabiliıjj, Boğdan'da sonra da Eflak'ta yapılan seçimlerde aynı kişi Alexandru loant»
I. prens olarak seçilir. Memleketeyn birleşik prensliklere dönüşür. [Meııl4 teyn-i Müctemiateyn-Romence Principatele Unirii] Babiali önceleri bu dıııts karşı çıkarsa da muhalefeti batılı güçlerin baskısı ile bir süre sonra kınlırfe Cuza İstanbul'u ziyaretinde tabi prenslere değil krallara özgü birteşriMaş lanın Bütün olanlara rağmen Babiali 1862 fermanında fiili durumu kabul «e olmakla birlikte mevcut statünün sadece Cuza’nın prensliği süresincegeçeıti duğunu, Cuza'dan sonra eski statüye dönüleceğini deklare eder. Ancakgeljt 1er BabIali'nin arzuladığı yönde gitmeyecektir. Mevcut durum Memlekett)!’: artık fiilen bağımsızlığını kazandığı göstermektedir. Ünlü Romen tarihçi it lorga Memleketeyn’in hâlâ şeklen Babiali’ye bağlı bulunuşunu "Jiplornâk yalan." biçiminde tanımlar.
Cuza elde ettiği fırsatı daha bağımsız bir ülke yapma yönünde kulla*! konuda yardım alabileceği kişi Kogalniceanu’dur. 1,5 yıldan dahaazsûrai: kümetiyle O, çok önemli işler yapar. En önemli işi ülkedeki yoksul köylûleretiı rak sağlamak amacıyla kiliseye ait vakıf topraklara el konulması olur. Kİİİkk [ve tabii ki BabIali’nin) itirazlarına rağmen topraklar köylülere dağıülırte» büyük toprak sahiplerinin nüfuzu 11. Dünya Savaşı'na kadar kınlamayadis Topraksızlık sorunu XX. Yüzyılın başlarında krize dönüşecek 1907yılınıin''*
BALKANLAR EL KİTAB1İ501
müdahalesini gerektiren bir köylü isyanına yol açacaktır. (General Averescu’nun 120.000 askerle yürüttüğü bu bastırma operasyonunda en az 10.00 köylü ölür.) Öteden beri yoksul köylülerin başlıca yemeği olan ve mısır unundan yapılan ma-maliga (kaçamak) artık Romen mutfağının milli yemeği haline gelir. Mamaliga'ya patates haşlaması (cartofi natur) eşlik eder.
Okullaşma yönünde iyi adımlar atılır. Bükreş ve Yaş Üniversiteleri kurulur. Başlangıçtaki mütevazı öğrenci sayılarına karşın (Örneğin 1897 yılında Bükreş Üniversitesinin öğrenci sayısı dört fakültede 2.141'dir) bu okullar Romen entel-lektüel hayatının temelini oluştururlar. Açılan ilk ve orta düzeydeki okullarda 1878 yılında 90.000'in üzerinde öğrenci vardır.
Fiili bağımsızlığın resmiyete dökülmesi için bir adıma ihtiyaç vardır. Bu adım 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile atılır. Bu savaş sırasında yeniden Rus işgali tehdidi ile karşı karşıya kalan Romenler Ruslarla bir ittifak anlaşması yaparlar.
Bu anlaşma ile Rus askerleri Romen topraklarından geçmek için bir koridor sağladıkları gibi, Romenler de 50.000 kişilik bir birlikle Ruslara katılırlar. Romen birlikleri Plevne cephesinde, özellikle de Grivitza tabyaları muharebelerinde yararlık gösterirler. 93 Harbi olarak bildiğimiz bu Osmanlı-Rus Savaşı OsmanlIların Tuna'dan çekilmesini sağlar; Romenlere de bağımsızlıklarını da kazandırır. Bu nedenle Romanya’da Plevne ve Grivitza anıtlarına sıklıkla rastlanır.
Ancak bağımsızlığın pekiştirilmesi ve kabul ettirilmesi düşünüldüğü yada kabul edildiği gibi kolay olmaz. Çünkü savaşın sonunda imzalanan Aya Stefanos Anlaşması kısa ömürlü olur ve Berlin Anlaşması ile batılı güçler tarafından düzeltilir. Bu arada Romanya’şn ilgilendiren krizler ortaya çıkar. Bunların ilki bir toprak krizidir. Savaşın galibi Rusya Kırım Savaşında kaybettiği Basarabya (Bucak) bölgesini geri almayı istemektedir. Ancak 1856'da OsmanlIlara iade edilmiş olan Basarabya artık Romen prensliklerinindir. Romanya Rusya ile savaş durumuna gelir. Kriz Dobruca’nm Romanya'ya Basarabya’nın Rusya’ya terki ile çözümlenir. Böylece Romanya’ya dahil olan üç vilayet İsmail ve Bolgrad (bugün Ukrayna’da) veCahul (bugün Moldova’da) Rusya’ya geçer;tesettür Osmanlı yönetiminde olup da Rus işgaline uğrayan Dobruca’daki iki vilayet Köstence ve Tulça Romanya’ya katılır.
Diğer kriz ise Yahudilerle başlayıp Müslümanları da içine alan vatandaşlık krizidir. 1866 Anayasasının 7. Maddesi sadece Hıristiyanların vatandaş sayılacağı hükmünü taşır. Ancak Rusya’dan göç eden (bu göçmenlerin sayısı 1866’da yüz binin altında iken yüzyıl sonunda çeyrek milyonu geçer.) Yahudilerin durumu Berlin Anlaşması sırasında batılı devletler tarafından dile getirilir. (Bazı Yahudi ailelerin dramatik dağılma öykülerini ünlü Brailah yazar Panait Istrati’nin roman-lannda görürüz.) Bratianu anayasayı Hıristiyan olmayanların da vatandaş olabilecekleri ancak sadece Romenleri mülk sahibi olabilecekleri şeklinde değiştirerekkrizi çözer. Daha doğrusu bir süre erteler. Çünkü bu kez 1878'de Romanya’ya
bu yeni vatandaşların çoğu aynı zamanda mülk sahibidir. Dobruca'dj|!'t^ biraz zamana yayılarak intibak kanunları ile çözülmeye çalışılır. Ancj^% Dobruca ahalisinin (özellikle de yüzyıl içinde Kırım’dan göç ederek\ leşen Tatarların) önemli miktarda toprak kaybına ve bölgeden göç onların yerine Romenlerin yerleştirilmesi olgusuyla sonuçlanır %
10 Mayıs 1881'de Carol 1. Romanya Kralı olarak taç giyer. Carol güçlenme yolunda demiryolu projelerini geliştirir. İlk yol 1869 Biikre5.jN (Yergöğü) arasında yapılır. 1914'te ise 3.000 kilometreyi geçen bir konusudur. ^
Ekim 1883'te Bratianu Avusturya- Macaristan İmparatorluğu ilegi2|i|j tifak anlaşması imzalar. Almanya da bu ittifaka dahil olur. Romanya böjijk Rusya’ya karşısında durumunu güçlendirir. Carol zamanındayaşananenijij karıda değindiğimiz ve binlerce köylünün ölümüyle sonuçlanan 1907isyaım,
AyaStefanosAnlaşması’nm ortaya çıkardığı Büyük Bulgaristan Projesi(j^ Anlaşması ile önemli ölçüde düzeltilmiş olsa bile) geride bir kargaşa bıralanj^ 11. Balkan Savaşı’nda Romen birlikleri savaş ilanı olmaksızın Güney Dobmg|. girerler. Ve sonuçta buradaki Silistre ve Durustor (Caliakra) vilayetleritıb; Bulgaristan’a geri döneceği 1940 yılına kadar Romanya’nın olur.
Carol I. devri çekişmelere karşın Romanya’nın giderek güç kazandığıydı, dern bir sosyal hayatın oluşturulduğu dönem olarak Romanya tarihindekiyei alır.
Politika Hayatı
l-Anayasal Zemin
Paris Anlaşması yukarıda da değindiğimiz üzere Romen bağımsızlığiMr, lunu açar. Hemen anayasacı girişimler ve anayasa taslakları ortaya çıkmayık lan Babiali bu "konstitüsyon” anlayışının Memleketeyn’e bağımsızlıkkaıante cağının farkındadır. Bu nedenle anayasacı düşünce ve girişimlere karşıolâl diğince direnir. Ancak Kogalniceanu, Golescu gibi 1848 önderlerinin ateşlelş eğilimleri engellemek mümkün olmaz. Babiali 1858’den itibaren ortaya (t anayasa taslaklarını "uygunsuzluk" nitelendirmesiyle arşive kaldırmayı eder. Ancak 1866'da Alexsandru loan Cuza’nın (ki onun da münasebetsizliktiı rak nitelendirilen anayasa yapma girişimleri mevcuttur!.,] yerine yabancı-prensin seçilmesi Romen memleketinde yeni bir anayasacı sayfa açar, 8Bol® 114maddeli 1831 Belçika anayasası örnek alınarak bir anayasa hazırlanır,fS'' oluşunun üzerinden henüz üç ay geçmemiş olan Carol I. tarafından imzalî^
anayasa 1 Temmuz 1866’da Resmi Gazete’de (Monitorul Oficial) yayınlanarak yürürlüğe girer. 1923’e kadar yürürlükte kalacak olan 1866 Anayasası 8 Bölüm ve 133 maddeden oluşur. Dolayısıyla ele aldığımız dönemin anayasal zeminini bu sözünü ettiğimiz metin oluşturur.
1-4. Maddelerden oluşan 1. bölüm Romen ülkesini tanımlar. 5-50. maddeleri içeren II. Bölüm ise Romenlerin haklarını düzenler. 31-107. maddelerden oluşan III. Bölüm devletin temel kurumlan ve bunların işleyişi üzerinedir. IV. Bölüm (108-117. maddeler) ise finans işlerini düzenler. Ordu düzenine ve asker alma işlerine ilişkin hükümlerin yer aldığı 118-123. maddeler V. Bölümdedir. Değiştirilemeyecek maddelerin yer aldığı 124-128. maddeler VI. Bölümdedir. Burada Birleşik Prensliklerinin resmi renkleri olarak mavi-sarı-kırmızı seçilir. Böylece modern Romen bayrağı şekillenmiş olur. Ülkenin merkezi ve hükümetin çalışma yeri olarak Bükreş Şehri seçilir. 129. maddenin yer aldığı VII. Bölüm anayasa maddelerinin değiştirilmesine ilişkin uygulamaları ele alır. 130-133. maddeler genel hükümlere ilişkindir.
Anayasa BabIali'nin korktuğunu ortaya çıkaracak bir ruha sahiptir. Birleşik Prenslikler böylece hâlâ kağıt üstünde metbuları olan Osmanlı Devleti’nden daha önce ve daha modern bir anayasal düzene kavuşmuş olular.
2- Siyasal Partiler
Romanya siyasal hayatındaki partileri Milli Liberal Parti (Partidul National Uberal-PNL) ile başlatabiliriz. Romen siyasi hayatının vazgeçilmez partisi olan PNLorta sınıfa dayalı olarak 1875 Mayısında Bükreş’te kurulan parti lonBratianu, Dumitru Bratianu, Dimitrie Sturdza gibi politikacıların öncülüğünde I.Dünya Savaşı'na kadar olan dönemin önde gelen siyasal gücü olur. Bu partiye rakip olarak beş yıl sonra (1880) yine Bükreş’te kurulan Muhafazakâr Parti (Partidul ConservatorJ çıkar. Büyük toprak sahiplerine dayanan Muhafazakâr Parti; Lascar Catargiu, George Cantacuzino, Titu Maiorescu, Petre Çarp gibi isimler tarafından 1890’larda iktidarı elde eder. Bu iki parti Carol I. Döneminin en güçlü iki kuruluşu olarak Romen siyasi yaşamının belirleyicileri olurlar. Kuşkusuz bu sözünü ettiklerimizin dışında daha bir hayli parti kurulur. Bunlar arasında Liberal Muhafazakâr Parti'yi (Partidul Liberal-Conservator) (1884), Radikal Demokrat Parti'yi (Partidul Democrat-Radicaf) (1888), Anayasacı Parti'yi (Partidul Constitutional) (1891), Liberal Demokrat Parti'yi (Partidul Liberal-Democrat) (1895), Vatan Partisi'ni (Partida Taraneasca) (1895), Muhafazakâr Demokrat Parti'yi (Partidul Conservator-Democrat) (1908) ve Milliyetçi Demokrat Parti'yi [Partidul NationaUst Democrat) (1910) sayabiliriz. Liberal Demokrat Parti Dumitru Bratianu tarafından.tesettür Milliyetçi Demokrat Parti ise ünlü tarihçi Nicolae lorga tarafından Milli Liberal Parti kökenliler tarafından kurulan partiler olur-
loan Cuza 1. birleştirici, bütünleştirici bir konum sağlanamayitı^j şından bir prens aranır. Bu arayışın sonunda Hohenzollern hanejg**"’\_ Anton de Hohenzollern-Sigmaringen daveti kabul eder ve 1866 (İ3q^%^' Birleşik Prenslikler prensi (Domnitor) olur. Romanya dışından o| yaset üstü bir hakem yada denetleyici konumu sağlar. Romen siy^'ii| çalkantı ve çekişmelerine rağmen önemli bir istikrar unsuru haline Aleksandru loan Cuza’nın elde edemediği ölçüde güven ve sevgj eder. Dobruca bölgesinin Romanya’ya katılımını simgeleyen Cernavoj ^ adıyla Boğazköy) Tuna köprüsü hâlâ bütün ihtişamıyla ayaktadır.Özeiin'I^ dilmesi gereken diğer önemli eseri Köstence’deki Kral Camii'dir. tılan Müslüman ahali için bir jest olarak yaptırdığı cami bir Hıristiyan tırdığı tek cami olarak hâlâ ibadete açıktır. Cami ayrıca Sultan II. Abdü'' Adakale camii için yaptırdığı devasa hah buraya getirilmiş olduğundajk kümdarın hatırasını birleştirir. Carol I. 1881’de Romanya'nın ilk kralıo|, giyer ve 1914 yılındaki ölümüne kadar tahtta kalır. Böylelikle toplam 45^^'' ile Romen siyaset hayatının en parlak yıldızlarından birisi olur.
MIHAIL KOGALNICEANU
Bu ateşli Boğdanlıyı 1848 İhtilalleri sırasında sözcü olarak tanınıBid ve bağımsızlık fikrinin en önde gelen savunucusudur. Prensliklerin bidejj. si yolunda divanlar üzerinde (özellikle Boğdan divanında) büyük etkisi Alexandru loan Cuza ile ilişkileri oldukça iyidir. Bunun nişanesi olarakCımt rafından kendisine armağan edilen el yapımı çalışma masası Galab'takiC;, Müzesi’nde hayranlık toplar. Birleşmeden sonra Prensliklerin genel poli% nın şekillenmesinde önemli rolü vardır. 11 Ekim 1863-26 Ocak 1865aıik arasında başbakandır. Kısa süreli olmasına karşın bu kabine çok önemlireİE lan hayata geçirir. Kabinesinde içişleri bakanlığını da üstlenir. Ancakeddıı* nü Carol 1. devrinde devam ettiremez. Bununla birlikte liberallerin çejitliü. metlerinde içişleri ve dışişleri bakanlıkları yapar.
BRATIANU AİLESİ
Dönemin siyasi hayatı anlatılırken Bratianu ailesinden mutlaka söz* lidir. Çünkü hem konumuzun bağımsızlık mücadelesinin verildiği ilk zam» nnda hem de I. Dünya Savaşı’nın başlangıcında Bratianuları iş başınıiııW Dumitru (1818-1892) ve lon Bratianu (1821-1891) kardeşlerden küçûkıis Romen siyasi hayatının en parlak yıldızlarındandır. İlki 24 Temmuz IS’İ-Kasım 1878’de olmak üzere dört kez başbakanlık yapar. Ağabeyi Dumitn'* üç aylık görevinden sonra kurduğu dördüncü hükümeti (9 Haziran 1®'*
BALKANLAR EL KİTABI İ507
Mart 1888) I.Dünya Savaşı'na kadarki en uzun süreli kabine olur. Bu hükümet aynı zamanda krallığın ilanından sonraki ilk hükümet olması bakımından da ayrı bir yere sahiptir, lon Bratianu’nun kariyer listesi hayli uzundur. Başbakan olmadan önce çeşitli defalar maliye ve içişleri bakanlıkları yapar. Başbakan olduğu kabinelerde de zaman zaman içişleri, dışişleri, maliye, savaş, diyanet, tarım ve ticaret bakanlıklarını üstlenir. Carol I. devrinin en güvenilen politikacıların-dandır. Ağabey Dumitru'yu önce diyanet, tarım ve ticaret bakanlıklarında görürüz. 1881'de üç ay sürebilen bir hükümetin başındadır. Bu hükümette dışişleri bakanlığını da yürütür. Romanya Krallığı'nın ilanı işte bu hükümet zamanında gerçekleşir.
lon Bratianu'nun üç oğlunu da siyaset sahnesinde görürüz. Bunlar lon IC. (1864-1927), /. C. Constantin (Dinu) (1866-1950) ve Vintila (1867-1930) Bratianu kardeşlerdir. Üç kardeş içinde en parlak olanı ağabey lon l.C. Bratianu'dur. 1914'ten öldüğü 1927 yılına kadar altı hükümet kurar. Onun son hükümetinden sonra sıra küçük kardeş Vıntıla’nındır. O da başbakanlıktan önce savaş ve devlet bakanlıkları yapmıştır. Ortanca kardeş Constantin ise parti başkanlığı ve maliye bakanlığı yapar. Onu ayrıca çalışma, içişleri, savaş ve dışişleri bakanlıklarında da görürüz.
Dış İlişkiler
Romanya kuruluşundan itibaren gerek komşularıyla gerekse dönemin önemli devletleriyle iyi ilişkiler geliştirdi.
1914 yılına kadar diplomatik ilişki kurduğu devletlere bakacak olursak karşımıza şöyle bir liste çıkar. Romanya'yı ilk tanıyan ülke Avusturya-Macaristan İmparatorluğu olur. (11 Eylül 1878) Onu 15 Ekim 1878’de Rusya takip eder. Bu devletlere 1879’da Sırbistan, Bulgaristan, Osmanlı Devleti, İtalya ve Yunan Krallığı izler. Hollanda, Fransa, Almanya, İngiltere, Belçika, Amerika Birleşik Devletleri 1880'de; İspanya 1881'de Romanya ile ilişki kurarlar. Listemiz İran ve Japonya (1902), Mısır (1906), Lüksemburg (1910), İsviçre (1911) ve Arnavutluk (1913) son bulur.
Yukarıda sözü edilen 1883 Avusturya-Macaristan ve Almanya ittifakı ise Romanya açısından en önemli diplomatik girişimdir.
Ekonomi ve Değişim
Romen ekonomisi bir tarım ekonomisidir. Nicolae lorga çağdaş Romen hayatını köy hayatı olarak betimler. Ekonomik üretim ve ticaret ağırlıklı olarak tarıma dayalıdır. Başlarda ihracat rakamları oldukça küçüktür. Ancak Romen li-
Bulgaristan Prensliği gerekse Doğu Rumeli Vilayeti hukuksal ola^ı, İmparatorluğuna bağlı kalmış ve Babıâli olası bir ayaklanma ya da kr % askeri müdahale hakkini, en azından teorik olarak, saklı tutmuştur,
Ayastefanos Antlaşması, uygulanmamasına rağmen hem Bulgar sjyjj tında hem de toplum hafızasında önemli yer etmiştir. Öyle ki Ayastefanjj^' larma tekrardan ulaşmak, yani Balkanlardaki tüm Bulgarları ayni çat, toplayacak Büyük Bulgaristan’ı kurmak, yeni kurulan Bulgaristan devletim mel amaç olacak ve 3 Mart tarihi '500 yıllık Osmanlı esaretinden'kurtulaj olarak belirlenecektir. ’
Berlin Sonrası Bulgar Devletinin Yapılandırılması
Yeni kurulan Bulgar devletinin yapılandırılması Ruslar tarafindan ûsUe,. miştir. Rus prensi Alexander Dondukov-Korsakov’un başkanlığındaki geçicil,. kümet Tırnovo şehrinde 88’i halk tarafından seçilmiş toplam 229 üyeden0^. bir kurucu meclis toplamış ve demokratik bir anayasanın hazırlanmasınısajt mıştır.
28 Nisan 1879 yılında kabul edilen ve zamanına göre oldukça liberal biraıu yasa sayılabilecek Tırnovo Anayasası ile Bulgaristan devleti güçler ayrılığı j|)i(. sine dayalı parlamenter bir monarşi olarak yapılandırılmıştır. Anayasamnlalj. lünden bir gün sonra toplanan Büyük Millet Meclisi (Sıbranie) de oybirüğüı Bulgaristan prensi olarak Rus Çarının yeğeni Alexander Battenberg'i seçmişti
1) 1. Alexander C1879-1886)
6 Temmuz 1879'da Bulgaristan topraklarına ayak basan 22 yaşındaki ta I.tesettür Aleksander, çok geçmeden Todor Burmov başkanlığındaki ilk Bulgar kab nesini devletin işleyişini sağlayacak mekanizmayı kurmak ve ilk parlameste seçimlerin gerçekleştirmek üzere görevlendirmiştir. Yaklaşık dört ay göre* kalan Burmov Hükümeti, Ekim başında yeni bir parlamentonun oluştunılna için ülkenin ilk serbest seçimleri düzenlemiştir. Seçimlerden, iki egemen sijs gruptan biri olan ve halk egemenliğini ve anayasal rejimi savunan liberallent ğer ana gruba, yani otoriter muhafazakârlara, üstünlük sağlamışlardır. Audi liberallerin kendi yetkilerini parlamenter rejimi kullanarak kısıtlayacağınıfc çekinen I. Aleksander yapılan seçimleri anayasanın ona verdiği yetkiye daya» rak iptal eder ve tekrardan muhafazakârlardan oluşan bir kabine görevlendir’ Dışta Rusya’nın hoşnutsuzluğuna içte ise siyasi oluşumların tepkilere yol bu görevlendirme uzun soluklu olmaz ve 1880 yılı başında tekrardan seçi* re gidilir. Fakat bir önceki seçim sonuçları değişmez ve tekrar liberaller kııa
nır. Oluşan bu durum karşısında Bulgar prensi, gönülsüz de olsa, Nisan başında Dragan Tsankov başkanlığındaki liberal kabineyi onaylar ancak gizliden gizliye de anayasanın askıya alınmasını ve liberallerin tasfiye edilmesi için çalışmalarına başlar. Bu amaca ulaşmak için Rusya’nın desteğinin alınması gerektiğini bilen prens I. Aleksander, Rus Çarı II. Aleksander’a birçok defa bu talebini iletmiştir. Fakat yeni kurulan Bulgar devletine, kendi saygınlığı ve çıkarları açısından, parlamenter demokrasiyi daha uygun gören Rusya, Prensin bu talebine olumsuz yaklaşmıştır. Yine de 13 Mart 1881’de Rusya'da Çar II. Aleksander’ın bir suikast sunucunda öldürülmesi Bulgar prensine amaçlarım gerçekleştirmesi için uygun ortamı yaratmıştır. Rusya'da tahta geçen Çar III. Aleksander, ülkesinde yürüttüğü demokrasi yanlılarının tasfiyesini öngören politikasına paralel olarak, prensin emellerine açıkça desteklemese bile, rıza göstermiştir. Bunun sonucunda I. Aleksander 9 Mayıs 1881 tarihinde Tsankov hükümetini görevden uzaklaştırır, anayasayı askıya alır, meclisi dağıtır ve mutlakiyet yönetimini ilan eder.
Liberallerin görevden uzaklaştırılmasından sonra I. Aleksander yedi yıllığına kendisini olağanüstü yetkilerle donattığını ilan eder ve ülkeyi muhafazakârlar ve Rus generaller yardımıyla yönetmeye başlar. Ancak, çok geçmeden halk desteğinden mahrum olan muhafazakârlar ile Rus generallerin arası demiryolları meselesi yüzünden bir daha düzelmemek üzere açılır. Generaller ülke demiryollarının inşasının bir Rus şirketine verilmesi taraftarıyken, muhafazakâr kadro buna karşı çıkmıştır. Ayrıca muhafazakârlar, Rusların ülke yönetiminde yer almasından, egemenliğe gölge düşürdükleri gerekçesiyle, oldukça rahatsızdırlar. Yönetimde oluşan bu çatlak her iki tarafın da liberaller ile tekrardan ilişki kurmasını gerektirmiştir. Bir taraftan muhafazakârlar ile Prens lehine anayasada değişiklik yapmajn kabul eden ılımlı liberaller uzlaşmış, diğer taraftan ise generaller ile anayasanın koşulsuz uygulanmasını savunan aşırı liberaller aynı çatı altında toplanmıştır. Oluşan bu gruplaşma zaten halk tarafından pek fazla tutulmayan prens I. Aleksander'ı zor durumda bırakmıştır.
18 Eylül 1883 tarihine gelindiğinde liberaller ve muhafazakârlar kendi aralarında anayasanın Prens lehine değiştirilip tekrardan uygulamaya konulması için anlaşmışlar ve bu taleplerini 1. Aleksander’a iletmişlerdir. Aşırı liberaller ile Rus generallerden oluşabilecek bir muhalefetten çekinen Bulgar Prensi bu talebi hemen yerine getirmiş ve Tsankov başkanlığında ılımlı liberallerden ve muhafazakârlardan oluşan bir koalisyon kabinesi görevlendirmiştir. Bir sonraki yıl. Haziran ayında yapılan seçimlerden sonra muhafazakârlar kabineden tamamen temizlenmiş ve aşırı liberallerden Petko Karavelov'un başkanlığında yeni bir kabine kurulmuştur.
Anayasanın tekrar yürürlüğe girmesiyle birlikte, Rus generaller istifa edip ülkeyi terk etmişler ve böylece daha önceden demiryolları meselesi ve prens I. Aleksander ile Çar III. Aleksander arasındaki kişisel anlaşmazlıklar yüzünden za-
ten soğumaya başlayan Bulgar-Rus ilişkilerini daha da germişlerdir.Gö Karavelov hükümeti gerginleşen ilişkileri düzeltme ihtiyacı hissetmjş^'^'fel uygun olarak da Rusya'yı yatıştırıcı politikalar izlemiştir. Örneğin Doğu Trakya’da yürütülen ve bu bölgeleri Bulgaristan'a katma amacı komite faaliyetlerini, Rusya'nın takındığı olumsuz tavrı dikkate alarak,,''^' tepkisini çekme pahasına - desteklememiş, hatta 1885 yılında Makedm^ ayaklanma çıkaran ayrılıkçı Bulgarlara çeşitli yaptırımlar uygulamıştır.
dış koşulların uygun olmadığı gerekçesiyle sıcak bakmamasına Aleksander bu fikri desteklemiş ve buradaki komitecilere sürekli yanj,^' miştir. Doğu Rumeli'de giderek etkinliğini arttıran komiteciler nihayet dubitti ile 18 Eylül 1885 tarihinde bir hükümet darbesi gerçekleştıtereij Abdülhamit’in tayin ettiği valiyi ve diğer idarecileri görevden almışlar, eyaletini Bulgaristan ile birleştirdiklerini,tesettür I. Aleksander’ı da prens seçtildep. ilan etmişlerdir. Yaşanan bu oldubitti karşısında Osmanlı İmparatorluğukjj İlksiz yakalanmış ve bu nedenle de durumu kabullenmek zorunda kalıuıştu
Berlin Antlaşması'nın açık ihlali anlamına gelen bu birleşme Bulgarisu; tekrardan büyük devletler arasında nüfuz mücadelesi sahası halinegetinuijtj
Rusya kendi rızası alınmadan gerçekleştirilen ve 1. Aleksander'ı kendisij karşı daha da güçlendiren bu birleşmeyi tanımamış ve tepki olarak daSıig ordusunda görev yapan tüm Rus subaylarını geri çekmiştir. Hatta dahadai ri giderek eski statükonun tekrardan kurulması için diğer Avrupa gûçiflj» İstanbul'da bir konferansın düzenlenmesini bizzat teklif etmiştir. İngilterediit taraftan birleşmenin Rusya’nın Bulgaristan üzerindeki nüfuzunu azaltaaj^ rekçesiyle oluşan yeni durumu desteklemiştir. Fransa ve Almanya dunımalajs sız kalmış ve bir bakıma birleşmeye göz yummuşlardır. Avusturya-Macariitj İmparatorluğu ise Sırpların birleşmenin yarattığı kargaşa ortamından faydık masını sağlamaya çalışmıştır.
Kasım başlarında İstanbul’da konu ile ilgili uluslararası bir konferansduıo lenir. Ancak Bulgaristan'ın birleşmesiyle Balkanlardaki dengenin kendialeji ne değişeceğine inanan ve daha önce Avusturya-Macaristan İmparatorluğuıs desteğini alan Sırbistan’ın Bulgaristan'a saldırmasıyla konferans yarıda keşi Yapılan savaştan beklenmedik bir şekilde galip çıkan Bulgaristan pazarhkn® sında durumunu daha da güçlendirerek döner. Yapılan uzun görüşmelersoff cunda 5 Nisan 1886 tarihinde Tophane anlaşması imzalanır; buna göre Osnısf^ İmparatorluğu, Doğu Rumeli ile Bulgaristan Prensliğinin birleşmesinitanıyjı^ Bulgaristan prensi ayni zamanda Doğu Rumeli valisi olacak, buna karşılık* Kırcaali ve yöresi Osmanlı İmparatorluğu’na bırakılacaktı. Sonuç olarak, W Rumeli’nin Bulgar Prensliğine ilhakı ile birlikte Ayastefanos smırlannınbirlr'
3) Prens Ferdinand’tan Kral Ferdinand'a a. Stoilov Yönetimi
Stambolov’un istifasının ardından Ferdinand, daha önce [j Stambolov’un kabinesinde görev yapmış, ancak daha sonra muhalej S na katılmış, Konstantin Stoilov’u hükümet başkanı olarak seçer Ha||(p \ altında örgütlenen Stoilov daha sonraki yapılan seçimlerde
oluşumun - bölünen liberaller, sosyalistler, 'çiftçiler', Rusya yanlıları.j sıyrılır ve iktidarını korumayı başarır. \
Ferdinand’ın başta Rusya ve diğer Avrupa ülkeleri tarafından resme„ maması Stoilov kabinesini için de en büyük sorunu teşkil eder, Anca|(|j^ Çar 111. Aleksander’ın 1 Kasımda ölmesiyle ve yerinde II. Nikolay'ıngegj'®' çözülmeye başlar. Nihayet Rusya, Ferdinand’ın oğlu Boris'in mezhep' Katoliklikten Ortodoksluğa geçmesi şartıyla Ferdinand'ı resmen Bulgar' olarak tanıyacağını açıklar. Çok geçmeden de, 3 Şubat 1896 tarihinde Ortodoksluğa geçer ve böylece Rusya ile yıllardır süren Prenslik sorunu olarak çözülür. Rusya’nın ardından Avrupa’nın diğer güçleri ve Babıâlidej^ geçmeden Ferdinand’in prensliğini resmen tanırlar.
Prenslik sorununu halledilmesiyle birlikte 1890’Iarin ikici yansındajj baren Makedonya'nın Bulgaristan’a ilhakı dış politika gündeminin ilk sırjjj oturmuş ve ülkede sıkça iç politika malzemesi yapılmıştır.
1897’deki Girit isyanı ve takip eden Osmanlı-Yunan Savaşı Makedonya konusunu tekrar gündeme getirmiştir. Oluşan bu savaş ortas dan yararlanıp Makedonya'nın ilhakı düşünülse de, Bulgaristan üe SırbiJt arasında bu bölgenin geleceği konusunda var olan derin görüş ayrılıkları k düşüncenin fiiliyata dönüşmesini engeller. Daha Mart başında Sırbistan M Aleksander Obrenoviç Sofya’yı ziyaret ederek Bulgaristan'a Makedonyat OsmanlI İmparatorluğundan savaş yoluyla koparılmasını ve aralarında paylı şılmasını teklif eder. Ancak, asıl amacı Doğu Rumeli Vilayetine benzerbiifd la Makedonya’nın tümünü ilhak etmek olan Bulgaristan bu öneriyi redtt Neticede iki taraf anlaşamaz ve Bulgaristan tarafsız kalmaya ve savaş mından ödünler elde etmeye karar verir. Böylece Stoilov hükümeti datia w Stambolov zamanında elde edilen ödünlerin genişletilmesi için çalışmal® başlar ve BabIâli’den Bulgar Kilisesinin Makedonya’daki misyonerlikfaaliydlf' kolaylaştırıcı haklar talep eder. Yapılan görüşmeler sonucunda Bulgar Kilise® Makedonya’ya üç yeni şehirde faaliyet izni verilir.tesettür Ayrıca üçü Ruraelİde l*® İstanbul’da olmak üzere Bulgaristan’a Osmanlı topraklarında dört ticari act® açma hakkı verilir. Böylece Makedonya’daki Bulgar nüfuzu artmış ve daha som* ki yıllarda Osmanlı İmparatorluğunun başını oldukça ağartacak olan Makedo*'’ isyanlarına zemin hazırlanmıştır.
BALKANLAR EL KİTABl|52l
Stoilov dış politikada gösterdiği başarıyı iç politikaya yansıtamamıştır. Zamanla kabine içerisinde çatlakların oluşmasını engelleyememiş ve başta demiryollarının finansmanı ile ilgili bazı politikaları yüzünden muhalefetin boy hedefi haline gelmiştir. Ayrıca 1897-1898 yıllarında doğal felaketlerin de etkisiyle tarım ve hayvancılık büyük darbe almış ve genel bir ekonomik kriz yaşanmıştır. Bütün bu gelişmeler Ferdinand’ın iktidarı bizzat ele almak istemesiyle birleşin-ce, Stoilov 26 Ocak 1899 tarihinde istifa etmek zorunda kalmıştır.
Stoilov’un istifasının ardından Ferdinand amacına ulaşır ve iktidarı boyunca, yani Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar, siyaset sahnesinin en önemli azası haline gelir. XX. yüzyılın başlarında göreve gelen siyasetçiler her zaman Ferdinand'ın gölgesinde kalmışlar ve iktidarda uzun zaman tutunma fırsatı bulamamışlardır. Özellikle 1900-1903 yılları arasında yaşanan ekonomik ve mali buhran yüzünden kabine başkanlığı sık sık çeşitli partiler arasında - halkçılar, liberaller, demokratlar - el değiştirmiştir.
b. Stambolistlerin Yönetimi
Ferdinand 1903-1908 yılları arasında ülkeyi Halkçı liberallerin (Stambolistlerin) aracılıyla yönetmiş, istediği zaman kabineye müdahalelerde bulunmuş ve bu yolla da hükümeti sürekli kontrolü altında tutmuştur. Bu dönemde önce Raço Petrov (Mayıs 1903 - Kasım 1906) daha sonra da Dimitır Petkov (Kasım 1906 - Mart 1907) önderliğindeki Halkçı kabineler Bulgaristan ekonomisini, tarım ve endüstriyi geliştirerek, canlandırmayı ve kalkındırmayı başarmışlar; uluslararası ticareti çeşitli antlaşmalar yoluyla geliştirmişler; devlet mekanizmasının çalışmasını sağlayacak idari reformlar gerçekleştirmişler ve en önemlisi de ordunun modernizasyonu sağlamışlardır.
XX.yüzyıhn başından itibaren Makedonya sorunu Bulgaristan dış politikasının ana gündem maddesi haline gelir. 1893’te kurulan ve zamanla 'İç Makedonya Devrimci Örgütü’ (VMRO ya da daha çok bilinen adıyla IMRO - Vnıtreşnata Mttkedonska Revolütsyonna Organizatsia) adını alan ve amacı Makedonya'nın özeklikyoluyla Osmanlı İmparatorluğundan kopartılması olan bu yasadışı örgüt, XX, yüzyılın başlarında giriştiği terör eylemleriyle Makedonya'yı tüm Avrupa’yı meşgul eden bir karışıklık bölgesi haline getirmeyi başarır.
Aslına bakılırsa, 1900’lü yıllara gelindiğinde Bulgaristan, Makedonya’da cereyan etmeye başlayan gelişmeler üzerinde kontrolünü tamamen kaybeder. 1895yılında kurulan ve Makedonya'nın ve Edirne bölgesinin Bulgaristan'a doğrudan ilhakı için uygun koşullar hazırlamayı amaçlayan Sofya merkezli ve hükümet destekli 'Dış Makedonya Örgütü’ [VMOK - Vırhovniyat Makedono-Odrinski Komitet (Yüce Makedonya-Edirne Komitesi)] ilk zamanlarında VMRO'yu kontro-tesettür
