tesettür ve balkanlar konusu 1
istekler daima var olacaktı. Ülkedeki en önemli mesele eğitimin tetnç|^k turan vakıf müesseselerinin idaresinde ve dini işlerde özerklik idj heyet ile sürdürülüyordu ve heyetin kararları her zaman halkın veözen^'t önderlerin kanaatlerini yansıtmıyordu. Halk Habsburg idarecilerini özdeşleştiriyor ve kararlarını kuşkuyla karşılıyordu. Hırvatlarla enfa^ij % şilen Mostar'da bu duygular had safhada idi. Önce misyonerlik faaliyetij*^ şikayetler ve vakıf özerkliği talepleri başladı (1899]. Ardından Mostar!'''^ sü Dzabic’in başını çektiği oluşum Bosna için Girit benzeri birözerkiiL^ Sırplar Mostar hareketini destekliyordu. Buna göre, özerk idarenin başuıjj^ Boşnak olacak, yardımcısı ise Sırplardan seçilecekti. Mostar müftüsü Habjj idarecilerini bezdirdi; sonunda görevden alındı. Destek aramak için ista;,[|^^ gittiğinde ise geri dönüşü yasaklandı ^1902).Dzabic ve arkadaşları Bab-ı Âli’ye özerklik isteklerini iletmek içingitn)ij|_ di, ancak İstanbul’un bu konuda yapacak birşeyi olmadığını kendileri deço|(| biliyorlardı. Bu ziyaret bir nevi stratejik danışma idi ve Bab-ı Âli’den Sıtpiji, "dikkatli” bir işbirliğine devam salık verildi. Lâkin hareket yeterli tabanakj't şamadan Dzabic’in dışarıda kalması hareketi bir süre başsız bıraktı. Öze|t yeni oluşan Batı eğitimli aydınlar sınıfı özerklik taleplerini anlamamakla 155 ediyordu.
Mostar hareketinin öldüğü düşünülürken, 1905 yılında din adamlaniles naf ve eşrafın başını çektiği daha güçlü ve temelli bir hareket başladı. Uvmi, bir ağa olan Ali Firdus ve arkadaşlarının çağrısıyla her yerden Boşnakt ri gelenler toplandılar, bir kurultay yaptılar ve Müslüman Halk Teşkiktı'ız [Mus/imanska Narodna Organizacija, MNO) temelini attılar. Teşkilatından, merkezi Budapeşte’de olacaktı. Başkanlığına Ali Firdus seçildi. Müsavatpıa tesi resmi yayın organı haline geldi. 1907 yılında özgür seçimler düzenleneni Budapeşte’ye yeni bir meclis gönderildi. Bosna’daki bu gelişmeler Macar ımıt lefetin dikkatini çekti ve Boşnaklara büyük destek verdiler.
Bosna’da da MNO’nun muhalifleri vardı. 19. yry başlarında kurulanMûslİK ilerlemeci Partisi {Muslimanska Napredna Stranka, MNSj özerklik taleplerin: karşısında durmasıyla dikkat çekiyordu. Bunda temel çıkış noktaları özerklıjc ardından Sırp işgalinin geleceği idi ve açıkça Sırplara güvenmiyorlardı. Biriı dm hareketi olan MNS, kültürel gelişime vurgu yapıyordu. Bunlara göre Bos» milliyeti, Slav dili ve İslam kültürü Boşnak varlığının üç ayağını oluştunıyonis Safvet-Beg Paâagiö gibi ünlü yazarlar bunların yanındaydı. Bir aydın ve se(ie' hareketi olmak ve halk içinde tabandan yoksun bulunmakla birlikte, MNSBfi supları Batıcı aydınları ve bürokrasiye giren Boşnakları kendi halklannayabat cılaşmak ve kendi kültürlerinden uzaklaşmakla suçluyorlardı. Bu baknuds Bosna’daki ilericilik vurgusunun aynı dönemde Türkiye’de yapılan vurgınü:
çolc farklı olduğunu söyleyebiliriz. Yine de halktan uzaklaşma bir vaka idi ve Öjellikle bürokraside görülüyordu.
1907tesettür yılındaki bir gelişme büyük hayret uyandırdı. Halk 1 Eylül 1907 günü ^bdülhamid Han’ın doğum gününü büyük bir coşkuyla kutladı. Her yerde Türkçe olarak "Pod/şa/ium çok yaşa" sesleri duyuluyordu. Bunun örneği görülmemişti ^,e 30 yıl sonra bile halk nezdinde padişahın bu kadar çok sevildiğinin görülmesi düşündürücü olmuştu. Habsburg idaresi bunun üzerine Boşnak taleplerini daha ciddiye alıp MNO ile görüşme masasına oturdu. En önemli talep Reis'ül-lllemo'nm atanması üzerineydi. Boşnaklar atamanın İstanbul’dan yapılmasını isterken, Habsburglar Bosnah Müslümanlar arasından bir kimseyi Viyana’nın atamasında ısrar ediyorlardı. Sonunda İstanbul’un hakemliğine başvuruldu. Boşnakların seçeceği ve Habsburglarm atayacağı Bosnah bir reis, Şeyhülislam tarafından atanacaktı.
1908 yılında Türkiye’de 2. Meşrutiyet ilan edilince, Boşnak ve Sırplar da Bosna için özel bir anayasa istediler. Bunun için oluşturulan ortak heyet Budapeşte’ye doğru yola çıktı ama yolda ilhak haberini alınca tüm hayalleri yıkıldı. Türkiye’deki gelişmeleri dikkatle izleyen Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, Bosna’yı ilhak etme kararı almıştı. Bu kararın anlık olduğunu düşünmek yanlış olur. Bu, uzun süredir tasarlanıyordu ve uygun zaman ve zemin kollanıyordu. Osmanh’nm iç sıkıntılarının artması, uluslararası ortamın müsait olması, en önemlisi de Rusya’nın izin vermesi ilhakın gerek-şartlarıydı. Abdülhamid Han döneminde devletin içerde ve dışarıda güçlü bir tutum sergilemesi ve gizli görüşmelerde Rusya’nın daima muhalefeti yüzünden AvusturyalIlar bu konuda adım atamamışlardı.
2. Meşrutiyet ile birlikte içerde çöküş ve dağılmanın başlaması devletin dışa-ndaki itibarını da sıfıra indirdi ve Genç Türk isyanının OsmanlI’nın sonunu getireceğine inanan AvusturyalIlar hemen, ilk ay içinde tek taraflı olarak Bosna’yı ilhak kararını açıkladılar [19.8.1908).
İngiliz ve Fransızlar ilhak kararına tepki göstermekle yetinirken İtalya ve Rusya çok rahatsız oldu. Rusya uluslararası bir konferans önerdi ancak başarısız oldu. Sırbistan ve Karadağ’da tepkiler ayyuka çıktı. Osmanlı tarafında ise Avusturya mallarına boykotun yanında stratejik açılımı belirsiz bir emirle ordulara hazırlık emri verildi. Almanya Avusturya’yı açık şekilde desteklemişti. Bu ülkenin müdahalesiyle 26.2.1909’da, yaklaşık altı ay sonra Osmanlı devleti ilhakı tanıdı. Almanya ardından, hiçbir şekilde durumu kabullenmeyen Rusya’ya sert hir ültimatom verdi. Moskova’nın bunun karşısında çok korkak hareket ettiği Sürüldü ve hemen ilhak tanındı. Almanya’nın baskıları ve Rusya’nın önerisiyle Sırbistan ve Karadağ da Bosna’nın Habsburg mülküne katılmasını kabullenmek torunda kaldılar.
532İ BALKANLAR EL KİTABİ
İlhak kararı Bosna'da resmi kutlamalarla duyuruldu. Katolik kj| çanları sürekli çalındı. Öte yandan, iftar topu ile birleştirilerek, akşam 101 pare top atışı yapıldı. Buradaki mesaj çok açıktı ve artık torluğun isteği dışında bir şey olmayacağı anlatılıyordu. Budapeşte'yjV Boşnak ve Sırp önderler bunu protesto ettilerse de, protestolarını bildifi S ka duyurmaları yasaklandı. Bildirinin içeriğinde Boşnak ve Sırpların şı ortak mücadeleye çağrılması vardı. Çaresiz kalan MNO, tavsiye almak Ali Firdus’u İstanbul’a gönderdi. Burada Bosna'ya bir Türk prensin atan^”* Habsburglara bağlı özerk bir bölge olması isteği iletildi. Mevcut siyasi şanı ** bu söz konusu değildi ve Genç Türklerce Boşnaklara sadece sakin olun yapıldı. ^
Genç Türklerin bu umursamaz tavrı, ilhakın bir süre sonra tanınması,j tanınma beraberinde Avusturya’dan bazı iktisadi çıkarların elde ed^ Boşnaklar arasında Genç Türklerin Bosna'yı sattığı kanaatinin yayılmasınaj,, bep oldu. Gazetelerde sert bildiriler yayınlandı. Ancak kimse için yapacakiajij şey kalmamıştı. OsmanlI’dan bir yıl sonra, 1910 yılında MNO da ilhakı tan^ 1878'de gerçekleşmeyen göç, bu şartlarda başladı. Osmanlı yönetiminin Inm hazırlıklı olduğu görülüyor ki, Kosova’da çoktan bir muhacir bürosu kım-L muştu. Tam rakamların bilinmesi çok zor, ancak eldeki kayıtlara göre iHıakt İstanbul’ca tanındığı 1909’da 2538, ertesi yıl ise 17,018 kişi Türk bölgeleng gitti. Ka)maklar ağız birliği etmişçesine, o dönemde Belgrat-Selaniktreniniıısiı. rekli olarak Boşnaklarla dolu olduğunu bildirirler.
Göçler devam ederken, Bosna’daki siyasi süreç anayasa tartışmalan etn fmda işliyordu. Muhtemelen aynı anda hem Macarların, hem de Boşnaklrj ve Sırpların tepkisini azaltmak amacıyla, İmparator ilhak sırasında Bosnap anayasa sözü vermişti. Bunalımın dineldiği 1910 yılında çalışmalar başlai Hazırlanan taslak ile Bosna Habsburg mülkü içinde Avusturya ve Macaristaı'ılıı sonra üçüncü devlet haline geliyordu. Ancak egemenlik derecesini diğer ilişiyle kıyaslamak mümkün olmadığı gibi, Sırp ve Boşnakların uzun sürediri getirdikleri özerklikten hiçbir eser yoktu. Yani, sonuçta BosnalIların değil,dof rudan Habsburg idarecilerinin idaresindeki bir Bosna söz konusuydu.tesettür Bu a yasa taslağı Boşnak ve Sırplarca peşin olarak reddedildi, ancak 17.2.191İ geçti. Habsburg İmparatorluğu içinde Bosna üçüncü siyasi birim olduğu pk BosnalIlar da Avusturya veya Macar değil, kendi ülkelerinin vatandaşlanolaıi anılıyorlardı. Anayasanın bir özelliği de ülkedeki topluluklar arasında dengCıi dikkatle gözetmesiydi.
Ardından bu anayasaya göre seçimler yapıldı. Sırp Halk Teşkilatı (SNIli nüfusla orantılı olarak Sırplara ayrılan 31 sandalyenin tamamım, MNO lı Boşnaklara ayrılan 24 sandalyenin tamamını aldı. 16 Hırvat sandalyesi iki Nın^ parti arasında bölüşüldü. Ülkede işlerin bir şekilde yolunda gittiğini görüp
BALKANLAR EL KİTABI jS33
nen imparator Franz Joseph ilk ve son kez Bosna’yı ziyaret etti ve meclisin açılımını yaptı. Başkanlığa Ali Firdus seçilince Sırplar memnun olmadılar. Bu, Boşnak-5ırp ilişkilerinde ilk ayrışmayı teşkil etti. Hırvat vekillerin ülkenin Hırvatistan'a bağlanmasını önermesi ise diğer iki tarafı kızdırdı. Bu şekilde karşılıklı olarak tepkici-milliyetçi duygular had safhaya çıktı. Sırplarla Boşnaklar özellikle toprak işlerinin düzenlenmesinde çatışıyorlardı, zira Boşnaklar ağırlıklı olarak büyük toprak sahibi, Sırplar ise topraksız köylü idi. Bu sınıflamaya girmeyen Hırvatlar, denge olması açısından Boşnakları destekleyince, yüzyıllar sonra ilişkilerin yönü değişmeye, Boşnak ve Hırvatlar Sırplara karşı birbirine yakın olmaya başladılar. Öte yandan, Hırvatlarla Boşnakların yakınlaşması Maçadan son derece rahatsız etti ve "Büyük Hırvatistan" yoluna girilmemesi için siyasi uyarılarda bile bulundular.
Bu arada Boşnaklar içinde değişik fikir akımları belirmeye devam etti. Bunlardan en önemlisi MNO’yoı eşrafın partisi olmakla suçlayan ve tüm halkın menfaatlerini gözetici siyasetler geliştirilmesini isteyen genç aydınların ayrılarak "Müslüman Demokratlar" fırkasını kurmaları oldu. Bunlar MNO'yu kadim Sırp taraftarlığıyla da suçluyorlardı. Ancak MNO beklendiği gibi sarsılmadı. Öte yandan, sürekli Hırvat taraftarlığı suçlamasına maruz kalan, aslında farklı şeyler de söylemeyen "İlerici Müslümanlar", Hırvatlar lehine hiçbir siyasetlerinin olmadığını kamuoyuna ilan ederek isimlerini de "Bağımsız Müslümanlar" olarak değiştirdiler. Bağımsızlar kısa bir süre sonra MNO ile birleşecek ve Birleşik Müslüman Teşkilatı [Ujedinjena Muslimanska Organizacija, UMO) kurulacaktır.
Bu teşkilatın yayın organı olarak da Zaman gazetesi yayın hayatına başladı.
1912 yılında gerçekleşen Balkan savaşları, Boşnak bilincinde bir şekilde var olan ve kalan Türkiye'ye yönelik ümitleri neredeyse tamamen söndürdü. Kısa sürede Balkan mülkünün tamamına yakınının elden gitmesi ve ciddi bir direniş gösterilememesi Türkiye’nin bir gün geri döneceği hülyalarına son vermişti. Artık Boşnaklar tamamen kendi başlarına kalmışlardı. Bu yüzden, 1. Dünya Savaşı'mn merkezi güçler açısından başarılı geçen günlerinde bile Boşnak önde gelenleri hep kendi çevrelerine baktılar.
Miada Bosna (Genç Bosna] adlı milliyetçi-devrimci Sırp örgütünün üyesi Gavrilo Princip adlı Sırp genci, 28.6.1914’te Saraybosna’yı ziyaret eden Avusturya-Macaristan veliahdı Franz Ferdinand’ı öldürünce uzun dönemdir hassas dengelerde seyreden uluslararası ortam iyice gerildi. Bosna’daki imparatorluk yetkilileri hemen soruşturmaya başladı.tesettür Gavrilo da dahil örgüt üyesi kimi gençler yakalandı ve yargılandılar. Burada, bu şartlarda bile hukukun üstünlüğüne önem verilmesi düşündürücüdür. tesettürİmparatorluk yasaları gençlerin idamına izin vermediği için Gavrilo müebbet hapse çarptırıldı. AvusturyalIların Bosna'da çok dikkatli bir siyaset takip etmeleri ve Sırplara baskı kurmamaları dikkat çekici olmuştur. Aksine, katlin hemen ardından kimi Hırvat ve Boşnaklar gösterilere
başladılar, çok sayıda Sırp evi ve dükkanı yakıldı. Sırpları korumak .
torluk güçlerine kaldı. Öfke öyle büyümüştü ki, imamlar hutbelerde ç \
Bosna'da çok dikkatli ve hakşinas hareket eden AvusturyalIlar, oU gencin işi olmayacak kadar büyük ve tasardı olduğunu düşünüyor ves,, \ suçluyorlardı. Bu yüzden, Belgrat’a 10 maddelik çok ağır hükümiefNı bir ültimatom verdiler. Savaş tehlikesinden çekinen Sırbistan idares, rı kabul etti, ancak egemenlik haklarını ihlal ettiği için ülkedeki AvusturyalI yetkililerin bulunmasına izin veremeyeceğini açıkladı, Bu|j^ Viyana açısından savaş ilanı için yeterli sebep sayıldı ve 1. Dünya Harbi k oldu (28.7.1914). S
Acele hareket eden Bosna’da konuşlanmış Avustuıya güçleri, Driıiji hemen ötesinde Sırplara yenildiler ve geri çekildiler. Ardından Karadağlıların saldırısı başladı. Doğu Bosna ve Doğu Hersek hemen tamj Sırp ve Karadağlıların eline geçti. Bu esnada yöredeki Boşnak niiftıs biiyjjj[| çüde göç etti ve iç bölgelere çekildi. Sırp güçleri Saraybosna’nın hemen ()||! sundaydı ve silah sesleri kentten duyuluyordu. Ancak esas Avusturya birin, rinin kuzeyden gelip Sırbistan’a girmesiyle durum değişti. Belgrat kısa sjrfj, düştü ve 1915 yılı içinde tüm Sırbistan Avusturya işgali altına girdi. Ertesiyıiıj, Karadağ ele geçirildi.
Boşnaklar bu esnada gerektiğinde kendilerini korumak üzere silahlanınşı, çeteler kurmuşlardı. Pek çok Boşnak genci asker olarak uzak cephelere,özeiî Galiçya’ya gitti. İtalyan cephesinde de çok etkileri görüldü. Bütün Habsburgul kü içinde en savaşçı askerler Boşnaklardan çıkıyordu ve Boşnaklardan olıp bölükler kısa sürede en seçme birlikler arasına girdi. Bunların olduğuyerdet şı taraf büyük moral kaybına uğruyordu. "Boşnaklar geldi!’’ sözü ise Habsbui orduları içinde en büyük müjdelerden biriydi. Lâkin Boşnakların olraayaııl» savaş, onlar açısından binlerce gencin cephelerde yitimiyle gelen acılaraejl etmekten başka sonuç getirmedi.
1918 yılına kadar savaşın sonucundan kimse emin değildi. Buyüzdeniyiiî kötü ihtimaller üzerine çeşitli siyasetler geliştirildi. Macarlar bütün savaşboyt ca Bosna’yı ülkelerine bağlamaya çalıştılar ve Viyana’nın savaş ortamında buu karşı koymayacağını düşündüler, ancak işler bu yönde gelişmedi. Muhtemelkiı Güney Slav birliğinin Boşnakların Sırp ve Hırvatlar arasında ezilmesi anlam® geleceğini düşünen UMO önderleri de özerklik tahtında Macaristan'la birlfi me talebinde bulundular.tesettür Bu çabalar Sırp ve Hırvatların öfkelerini artırmak başka işe yaramadı. Öte yandan, genç nesilde Yugoslavlık fikrinin revaç baldım ğu biliniyor. Boşnakların dini önderi olan reis’ül-ulema da ateşli birYugosW taraftarıydı.
BALKANLAR EL KİTABI |535
Viyana ise 1918 yılında gelinen noktada Güney Slav bölgelerine İmparatorluk içinde Avusturya ve Macaristan gibi üçüncü devlet olma önerisini getirecektir. Özellikle Hırvat ve Sloven çevrelerde uzun süre gündemde olan bu seçenek, l918’in son aylarında tamamen gündemden düştü ve Güney Slav bölgelerinin tam bağımsızlığına karar verildi.
Yugoslavya fikri Eskiçağ’ın İllirlerine atıfla 19. yy’ın ilk yarısında Hırvatlar arasında gelişmişti. 20. yy. başlarından itibaren Sırplar arasında da bu fikre destek çıkanlar oldu. Hırvatlardaki Yugoslavlık fikrinin ağırlıklı olarak Habsburg idaresindeki yerlerin devletsi bir çatı altında birleşmesi esasına dayandığını, Sırplardaki Yugoslavlık fikrinden ise başka yerlerde Sırpların yaşadıkları toprakların Sırbistan’a katılmasının, yani temeli Garasanin’in 1944’teki Taslak'ta (Nafertanje) belirlediği görüşlere dayanan Büyük Sırbistan'ın kurulmasının anlaşıldığını, ayrıca Yugoslavlığm daha çok bir aydın mefkuresi olduğunu, siyasilerin pek itibar etmediklerini vurgulamalıyız. Ancak 1. Dünya Savaşı boyunca şartlar herkesi Güney Slav birliğine doğru zorladı.
Savaş günlerinde sürgünde siyasi Yugoslavlık olgusu pekişti ve harekete geçildi. Bir "Yugoslav Heyeti", daha doğrusu sürgündeki meclis oluşturuldu. Burada Boşnak temsilci yoktu ve Bosna'yı üç Sırp temsil ediyordu. Bu durum bütün Yugoslavya sürecine yansıyacak ve Boşnaklar siyaseten etkisiz hale geleceklerdir. Habsburglara sadakatte çok ileri olan Bosnalı Hırvatlar da yoktular, ancak Hırvatistan Hırvatları sayesinde Yugoslavya sürecinde sıkıntıya girmeyeceklerdir. Londra’da Yugoslav Heyeti ile sürgündeki Sırbistan hükümeti arasında yapılan uzun görüşmeler sonunda 1917 yılında Habsburg idaresindeki Güney Slav bölgeleri ile Sırbistan ve Karadağ’ın birleşmesi kararı alındı.
Henüz Avusturya-Macaristan idaresi sürerken, 1918 yılı Ekim ayında Yugoslavya şekillenmeye başladı. Habsburg bölgelerinden gelen vekiller 8.10. 1918’de Zagreb’te Sırp-Hırvat-Sloven Halk Meclisi’ni kurdular. Hazırlıkları Habsburg idaresinin gidişi üzerine kuruluydu. İmparator son bir çabayla bu bölgelere üçüncü devlet konumunu önerdi. Ancak tam bağımsızlığın uzak olmadığı düşüncesiyle, meclis bunu kabul etmedi ve devlet organlarını oluşturmaya başladı. Bu meclise Boşnak temsilciler gitmişlerdi ve bunun meyvesini Bosna’da yerel idare kurulurken yönetime girmekle aldılar. Zagreb’te alınan kararlara göre 31,10.1918'de Bosna'da (geçici ve bağımsız) yerel hükümet kuruldu. Burada denge gözetilmiş, her üç topluluğa da idarede münasip yer verilmiştir. Bir Hırvat general olan son Habsburg valisi görevinden istifa edince Viyana’nın etkisi fiilen sona ermiş oldu. Birkaç gün sonra da Bosna hükümetiyle Sırbistan arasında yapılan anlaşma neticesinde Sırp birlikleri Bosna'ya girdiler ve kolluk kuvvetleri kalmayan ülkede kamu düzenini sağlamaya çalıştılar. Böylece, Yugoslavya sürecinin dışında, biraz da karşısında olmalarına rağmen, Boşnakların bu yeni yapıya yumuşak bir geçiş yaptıkları görülüyor.tesettür
